Anayasa Mahkemesi'nin 2015/7208 Başvuru Numaralı,20/3/2019 Karar Tarihli Bireysel Başvuru Kararı

    Anayasa Mahkemesi'nin  2015/7208 Başvuru Numaralı,20/3/2019 Karar Tarihli Bireysel Başvuru Kararı
 
Anayasa Mahkemesi belediye tarafından kiralanan ve  denizden doldurularak elde edilmiş  taşınmaz üzerindeki yapıların yıkımı sebebiyle başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verdi.
 
     Resmi Gazete'de  10/4/2019 tarihinde yayımlanan bireysel başvuru kararında Çapan Türkoğlu ve Han Restorant Turizm İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nin başvurusu ele alındı. Başvuruya konu uyuşmazlığın çıkış noktası ise yap-işlet-devret modeli ile işletilmek üzere 1995 yılında lokanta olarak işletilmek üzere kiralanan taşınmazın ruhsatının 1997 yılında iptali sonrası taşınmaz hakkında yıkım kararı verilmesi ve bu kararın 2002 yılında icrası.
 
      İlgili taşınmazın işletilmesine ilişkin yargıya intikal eden birden fazla davanın hükme bağlanması sonucu, başvurucu konuyu bireysel başvuru yolu ile Anayasa Mahkemesi'nin önüne getirmiştir.
 
 Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu olayların tümünü başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmeden bağımsız şekilde hukuken tavsif etmiştir.
 
      Bunun sonucunda Anayasa Mahkemesi  ilk olarak başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınmış mülkiyet hakkı kapsamında müdahale edilmiş korunmaya değer menfaatinin bulunduğunu ortaya koymuştur.
 
Ancak önemle belirtmek gerekir ki mülkiyet hakkı uluslararası sözleşmelerde ve anayasamızda mutlak bir hak olarak düzenlenmemiştir. Bu doğrultuda özellikle kamu yararının bulunması halinde, mülkiyet hakkına yapılan ölçülü ve    orantılı müdahalelerin hakkın ihlali sonucunu doğurmayacağı, AİHM kararlarında ve bireysel başvuruya ilişkin Anayasa Mahkemesi kararlarında sıkça hüküm altına alınmıştır.
 
  Burada ölçülülük ve orantılık kavramlarının Anayasa Mahkemesi tarafından ne anlamda kullanıldığını da belirtmenin yararlı olduğu düşüncesindeyiz.
 
     Anayasa Mahkemesine göre;
 
    Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç         bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin     gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir
 
 Orantılılık ilkesi ise müdahale ile elde edilen yarar ile hak arasında ortaya konulması gereken adil bir dengeyi işaret eder. Buna göre  kişilerin mülkiyet hakkının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucuların şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır. Anayasa Mahkemesi müdahalenin orantılılığını değerlendirirken bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin niteliğini, başvurucuların ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvuruculara yüklenen külfeti dikkate alacaktır.
 
 
     Yazımıza konu başvuruda da Anayasa Mahkemesi  3621 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelik hükümlerine göre ruhsata bağlanmalarının mümkün olmadığı tespit edilen yapıların yıkımı yönündeki müdahalenin elverişli olduğu, daha uygun başka bir aracın bulunduğu da gösterilemediğinden gerekli olduğu sonucuna ulaşmış ve başvuruya konu olayda tartışılması gereken esas hususun müdahalenin orantılılığı olduğunu ifade etmiştir.
 
   Ek olarak belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesi başvuruya konu olaylarda idarenin bir işlemi de mevcutsa idari işlemlerin -kural olarak- hukuka uygun olup olmadığını değerlendirme gibi bir görevi bulunmadığını ifade eder ve bu inceleme görevinin  açıkça keyfî veya bariz bir takdir hatası içerecek bir sonuca varılmaması kaydıyla ilk derece mahkemelerine ait olduğunu ifade eder.
 
  Mahkeme'nin ilgili başvuruyu değerlendirmesi ile sonuç olarak;
 
    Başvuru konusu olayda kıyı mevzuatına aykırı olarak inşa edilen ruhsatsız binanın yıkılıp yıkılmayacağı noktasında belirsiz veya öngörülemez bir durumdan söz edilemeyeceği ve  alanda kamu makamlarına tanınan takdir yetkisi gözetildiğinde ve bu şekildeki bir binanın yıkılmasının dayandığı kamu yararı amacının ağırlığı ile karşılaştırıldığında mülkiyet hakkına yapılan müdahale başvuruculara aşırı bir külfet yüklemediği sonucuna ulaşılmıştır. 
 
    Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi müdahalenin belirtilen kamu yararı amacı ile başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin bozulmaması sebebiyle  müdahalenin ölçülü olduğuna                 hükmetmiştir. Yukarıda açıklanan ölçülülük kavramı dahilinde ölçülü olarak değerlendirilen müdahalenin başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edilmediği Anayasa Mahkemesi tarafından hüküm altına alınmıştır.
 
 
  Mahkemenin karar metnine aşağıdaki linkten ulaşılabilirsiniz.
https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2015/7208